21 Aralık 2015 Pazartesi

Rakipsiz Derbi

Beşiktaş derbiye rakibinden 2 gün daha az çalışarak çıktı sahaya. Yorgun Beşiktaş Avrupa’dan elenmenin verdiği durumla lige sarılmak zorunda kaldı. Pazartesi günü oynanan derbide Beşiktaş’ın galibiyetten başka şansı yoktu. Bu şartlar altında oyuna başlayan Beşiktaş ilk kırk beş dakika boyunca Galatasaray’ı adeta ezdi. Defansın göbeğinde hatasız oynayan bir ikili vardı. Sağ Beck kademe konusunda hiç hata yapmadı yavaşlığını aklıyla kontrol etti ve teknik olarak üstün bir şekilde üzerine gelen Yasin’in ataklarını çok iyi savuşturmayı başardı. İsmail ise sahanın en iyilerinden biriydi. İlk yarı Quaresma’nın pasıyla kaleciye karşı karşıya kaldığında ilk defa Beşiktaş beklerinden birini bu sezon gol pozisyonu içerisinde gördük. Orta sahada Beşiktaş Galatasaray’a göre çok üstündü ve buna engel olabilecek Sneijder üzerinde çok iyi baskı kurdu Beşiktaşlılar.
Chedjou’yu defansif orta saha olarak başlatmak Mustafa Denizli’nin klasik takım üzerinde oynamalarındandı ancak Chedjou ilk yarı Galatasaray’ın orta sahasında sırıttı. Hücumlarda ne yapacağını bilemedi, nerde duracağı konusunda pek bir fikri yoktu. Beşiktaş önde bastı ve rakibinin üzerine gelmesine engel oldu. Buna karşılık bir hamle yapmadı Denizli. İkinci yarıya kıpırdanarak başlayan Galatasaray, hareketlenmesini sadece Beşiktaş yarı sahasının orta sahasına kadar sürdürebildi. Nitekim maç boyunca gol pozisyonu bulamadı Galatasaray. Fener derbisinin aksine Beşiktaş bu derbide maçı tepeden tırnağa hak eden tarafken, sahada eksik olan tek handikaplı olduğu noktadan tecrübesiz Günay’ın hatasından golü kalesinde gördü. Bu gol sonrasında devamında gelen usta işi Mario Gomez golünden sonra ve kurtarışlarından sonra Ersan; genç eldivene sahada destek oldu ve ayağa kalkmasını sağladı.
Kerim değişikliğini defansa en çok koşan Olcay’ı çıkararak yapmasından dolayı pek anlam verememiştim doğrusu ancak yaptığı güzel ortada artık yeteneklerini dünya standartlarına ulaştırması gereken Gökhan Töre’nin golüyle sadece Beşiktaş maçta öne geçmedi. Skor tabelasına adalet geldi. Sahada Galatasaray takımı üzerine yorum yapılacak bir şey vermedi. Maçtan sonra hakem eleştirisi yapan Mustafa Denizli on maç oynamamış Tarık’ı kurtarıcı olarak neden sahaya sürdü, Tarık Mustafa Denizli’ye geçen maçta ne verdi sanırım açıklanacak bir tarafı yok. Galatasaray maçlarının bu seneki gazetelerde yer alan canlı anlatımlarında bütün paragraflar Muslera ile dolu. Bugün de en çok pozisyon verdiği maçı yaşaması söylediğimi örnekler nitelikte. Gergin ve bir şeyler üretmekten aciz bir Galatasaray kadrosu var.
Beşiktaş bu maçta “derbi kazanıyoruz be kardeşim!” dedirtti taraftarlarına. Genç kadrosunun üzerine yapılan tecrübeli transferler, dört sezondur oynanan aynı oyun tarzı Beşiktaş açısından meyvesini vermeli artık. Devre arasında yapılacak bir kaleci transferiyle Beşiktaş şampiyonluğun en büyük adayı olacaktır. Son olarak belirtmek gerekir ki Tolga taraftarın gazabına uğradı ve bugün kadroda yer almadı. Bu yapılan yönetimin ayıbıdır. Tolga’nın yeteneği ve kapasitesi belli, bu takıma birinci kaleci transfer etmezseniz oyuncularınız bekleneni veremediği için haklı olarak taraftarın gazabına uğrarlar. Bugün Günay’ın hatalı golünde Tolga’ya küfrettiği kadar küfretmedi kimse Günay’a. Bu durum devre arası mesajıdır teknik heyete ve yönetime.

Beşiktaş'ı Buz Kesti

Ankara’nın dondurucu soğuğunda açıkçası akan ve futbolun gerçeklerini görmeyi ummuyordum. Beşiktaş açısından bu beklenti karşılığını buldu ancak bunun soğuktan kaynaklanmadığı açıktı. Sahada istediği gibi paslaşan ve Beşiktaş yarı sahasında rahatça paslaşan ve istediği zaman istediğini yapan bir Osmanlıspor vardı. Beşiktaş oyuncuları donuktu ve sahada ne yapmak istediklerinin farkında değillerdi. Sahaya hâkim olan Osmanlıspor futbolcuları Beşiktaş’ın sahaya istediği oyunu yansıtmasına engel oldu. . Bu durumlar Kasımpaşa ile oynanan maça benzer bir sonuç doğurdu.
Beşiktaş defans hattı arkada alan ve adam paylaşımında zorluk yaşıyor. Beck – Ersan – Rhodolfo – İsmail dörtlüsü rakibin hücum oyuncuları etkili geldiği anlarda zorluk yaşıyorlar. Defans arkasına çokça adam kaçırıyorlar ve rakibi karşılarına alarak karşılayamıyorlar. Defansın bu eksikliklerini Atiba ile kapatmaya çalışıyor Beşiktaş. Ligin son haftasına girilirken transfer dönemi için Beşiktaş yönetimi nokta atışı yaparak hızlı ve güçlü bir stoper almalı savunmaya. Yoksa Atiba bu iş yükünün altından bir sezon kalkamayabilir. Nitekim Necip değişikliği ile daha sağlam hale getirilen Beşiktaş defansif orta sahası etkili Osmanlıspor ataklarına karşı koymayı başardı. Topu defanstan çıkarmakla görevli Oğuzhan ise bugün soğuktan buz kesi. İlk yarıda çalıştı, derinlemesine paslar atmayı da başardı ancak maçın oynandığı zamanda fiziksel olarak güçlü kalamadı. İkinci yarıyla beraber Oğuzhan oyundan düştü. Quaresma ise istekli olduğu kadar etkili olmayı başaramıyor bir türlü, eski çabukluğundan eser yok ve birebir de adam geçmekte çok zorlanıyor. Durum böyle olunca da sürekli çizgiye inmeye çalışan, taç çizgisi hizasında pozisyon kovalayan Quaresma bu özelliklerini kaybedince etkisiz kalıyor. Maçın adamı ise Sosa’ydı aradı, zorladı ve iki golle Beşiktaş’a galibiyeti getirdi.
İsmiyle problemler yaşadığım Türkiye’de yeni Osmanlıcılık akımını oluşturmaya çalışan Ankara temsilcisi maça mehter takımının desteğini alarak başladı. Tuhaf girişin ardından oynadıkları futbolun hakkını vermek gerekir. Anadolu takımlarının alışılmış futbollarının aksine Beşiktaş’a karşı açık oynayan ve golü kovalayan oyunlar Beşiktaş’ı zor duruma sokuyor. Böyle maçlarda Beşiktaş’ın oyun başında gol bulması veya iki gol üst üste bularak rakibi dağıtması gerekiyor. Ancak Beşiktaş bunu yapamayınca Osmanlıspor ileri üçlüsü etkili oldu ve goller buldu. Beşiktaş bu oyuna karşı bir reaksiyon ortaya koyamadı duran toptan ve Sosa’nın şapkasından çıkan tavşanlar sayesinde maçı kötü oynayarak kazanmayı bildi. Oyundan farklı bir bakışla baktığınızda Avrupa’nın en değerli liglerinden olan Spor Toto Süper Lig hala daha nasıl oluyor böyle zeminlere ev sahipliği yapıyor ve işin kötü tarafı neden kimse bu duruma ses çıkarmıyor anlayabilmiş değilim.
Şampiyonluk yolunda mücadele eden takımlar bu tür kötü oyunla gelen üç puanlara ihtiyaç duyacaklardır. Böyle maçlarda kahramanlar çıkarmayı başaramıyordu Beşiktaş ancak bugün bu kahramanı buldu ve maçı getirmeyi başardı. Son olarak Gökhan Töre oynatılmayarak Şenol Hoca tarafından terbiye edilmeye çalışılıyorsa bu duruma saygı duyulabilir ancak böyle bir durum söz konusu değilse sahada olmayışını yadırgadım.

10 Aralık 2015 Perşembe

Derhal Burayı Terket Tolga!


Bir sürü konuşma yapılacaktır Beşiktaş maçının ardından. Çalışan, üreten, mücadele eden bir takım vardı sahada. Bu durum 1-1’e kadar böyleydi. Bugün Beşiktaş’ın maçında tek bir sorun vardı o da Tolga Zengin. Kısa cümlelerle anlatılacak bir maç yazısı şu an kaleme alınan. Sahada mücadele eden on kişinin emeğini kendi baba mirası gibi çar çur eden Tolga şimdi çıkıp hesap vermeli. Futbolun doğruları yanlışları Tosiç’in stoperliği Şenol Güneş’in tercihleri değerlendirilebilir belki. Ancak bunları değerlendirirken tam bir takım olması gerek elimizde. Ancak Beşiktaş takımı eksik, defolu ele alınacak on bir kişi yok on kişi var sahada. Eksik çıkıyor Beşiktaş. Şimdi tv yorumcuları bahsetsin, Tolga ıslıklanmamalı, Tolga’ya yapılan ayıp diye. Şahsi kanaatim Tolga yerden yere vurulmalı. A2 takımı kalecisi Veysel’i izledim tüm Beşiktaşlılar gibi. O çocuk Tolga’dan iyi. Maç yorumu arıyorsanız geçen sene Tolga’nın hediye ettiği Brugge maçına bakın. Biz hangi süper lig takımından oyuncu transfer etsek elimizde patlıyor. Duraksadıkça Tolga’ya eleştiri kuracağım cümleler geliyor. En iyisi bitireyim yazıyı; Tolga eldivenleri çıkarsın Şenol Hoca’ya teslim etsin, arkadaşlarından helallik istesin emeklerini yediği için ve çıksın suratını asa asa terk etsin kulübü. Ben bir Beşiktaş taraftarı olarak bu adamı istemiyorum tıpkı siz diğer tüm Beşiktaşlılar gibi.

29 Kasım 2015 Pazar

Beşiktaş'ı Üzmesinler

Bugün Beşiktaş her şeyi çok yaptı. Çok faul aldı, çok şut çekti, çok orta açtı, çok pozisyona girdi ancak bu çokluk ortamı Beşiktaş'a bir gol getiremedi. Romain Gary, "çok kadın hiç kadındır" derken bugün ki Beşiktaş'a sesleniyordu. Bir şeyi elinizde çok sayıda bulundurmanız, bir şeyi çok denemeniz ve çok yapmanız o işi kaliteli yaptığınız manasına gelmez. Aynı durum geriye düştüğünüz maçta oyuna ekstra forvet almanız durumunda da geçerli. Böyle yaparak sadece taraftarlarınızın gazını alır "lan adam daha ne yapsın" dedirtirsiniz. Beşiktaş da tek forvetle bulduğu pozisyonları çift forvete döndüğü anda bulmakta zorlandı, üstüne bir de kalesinde atak görmeye başladı. Eğer takımın kontrolü elinizdeyse ve o takıma hakimiyetiniz varsa gelen pozisyonları bozuk para gibi harcayan formsuz forvetinizi ismine bakmadan sahadan çekip almak zorundasınız. Onun yanına forvet sokarak pozisyon bulamazsınız. Sağdan soldan ahlaksız televizyon programlarının ahlaksız yorumcularının övgüleriyle gaza gelen şımarık oyuncularınızın kulağını çekmez en zor durumda ona başvurursanız rakibe galibiyeti siz hediye edersiniz. Gökhan Töre takımının galibiyeti için bekleyen taraftarlara aldırmadan orasıyla burasıyla pas vermeye çalışıyorsa bu adamın kulağı çekilmeli. Türk futbolu bu adamları çok gördü; Okan Koç, Berkant, Serdar Özkan yetenek konusunda çokta geri değillerdi Gökhan'dan.
Beşiktaş bu akşam defansta oyuna topu güzel sokan ancak bire birde eli ayağı birbirine dolaşan iki stoperle ve kalitesi bir bekten beklenin yarısı kadar bile olmayan iki bekle başladı oyuna ve bu defans topluluğu Akhisar'dan iki poaziyonda iki gol yedi. Tolga konusunda söylenmesi gereken tek söz var, Tolga yüzüne yansıttığı memnuniyetsizliğine de alsın Trabzon'a gitsin futbol dışı işlerle uğraşsın. Defans bir yana bırakıldığında ise hücumda presle başlayan Beşiktaş, Gökhan ve Cenk değişiklikleriyle o gücünüde kaybetti ve yine topu defanstan forvete çıkaramadı. Takımın en çok mücadele eden ismi Quaresma olunca insan bir afallıyor.
Cihat Aslan çok yetenekli bir hoca ve geleceği çok açık. Geçen sene Balıkesir'e oynattığı bu sene Akhisar'ı getirdiği nokta kalitesini ispatlıyor. Hocayı sevdiğim kadar Akhisar takımının Beşiktaş ile oynadığı maçlarda da sahip oldukları tutumdan o derece nefret ediyorum. İlk dakikadan itibaren oyunu bekletmek zaten oynadığın defansif futbola bir de mum dikerek iğrençleştiriyor futbolu.
Türkiye de futbol oynanacaksa bir mahalle kuralı olarak en yeteneksiz futbolcuları defansa koyarsınız. Ancak forvetleriniz ve kanatlarınız şuursuz hücum ettiklerinde bu defanslar çöldeki serap gibi görünürler. Akhisar'ın stoperleri de Beşiktaşlı oyuncular sayesinde Avrupa takımlarının radarına girmiştir. Beşiktaş tribünleri maça üçlüyle başlar ve gündoğdu marşıyla bitirirler ve arada o takım ruhunu koysun diye avazları çıktığı kadar bağırırlar. Sen sahada gündoğduğunda stadlara dayanan ve Beşiktaş'a hayatlarını adamış tribünlere hak ettiklerini veremeyecek kadar isteksizsen Baba Hakkı gibi o formayı kendin çıkarıp, çıkıp gideceksin.

22 Kasım 2015 Pazar

En İyisi Beşiktaş

Beşiktaş açık ara bu ligin en iyi futbolunu oynuyordu bu maça kadar ve bu maçta da oynamaya devam etti. Ancak yazının başında kesinlikle Beşiktaş’ta eleştirilmesi gereken iki futbolcuyla giriş yapmak gerek diye düşünüyorum. Sahada oynanan oyuna gölge düşürüyor bu futbolcular. Defansta ne yaptığından haberi olmayan adam kaçıran, pas yapamayan, hava toplarında yetersiz, futbolu topa yönelik değil de adama yönelik oynayan bir Ersan var ki sahada, çocukken tahtaya çakarak oynadığımız çivi futbolundaki çivilerden hiçbir farkı yok. İsveç milli takımına yedek otururken seçilen Miloseviç; Ersan’ı nasıl kesemiyor anlayamıyorum. Sahada takımın var olan bütün emeğini bir anda yutabilecek bir kara delik gibi duruyor Rhodolfo’nun yanında. Sahada Beşiktaş adına eksiklik olarak duran diğer oyuncu ise Tolga Zengin. Oyun kurmakta zorlanan bir kaleci şampiyonluğa yürüyen bir takım için el freni hissi yaratır. Oyunu hızlı başlatamıyor, uzun oynayamıyor, en yakınındakine pas verirken bile futbolla alakasız vuruşlar yapıyor. Bu iki oyuncunun bütün yükü ise Rhodolfo’nun üzerinde. Defansta bütün kademeleri kapatan, hücuma çıkarken ayağına güvenebileceğiniz tek adam Beşiktaş adına.
Bu iki oyuncunun dışında oyuna bakılacak olursa; oyuna ilk on beş dakikada baskılı ve hücumda pozisyonlar bularak başlayan bir Beşiktaş vardı. Olcay’la yakalanan iki pozisyon, Sosa’nın baskıları sonucu yaratılan iki pozisyon gol ile sonuçlanmasa bile Sivas’ın oyuna ortak olmasını engelledi. On beş dakikadan sonra ilk yarının sonuna kadar dengeli bir futbol vardı sahada. Beşiktaş baskı yaptığı her an Yiğit İncedemir’den ve İbrahim Öztürk’ten toplar kaptı ancak ilk yarının ilk on beş dakikası hariç bu baskıyı yapmayı hiç denemediler. İlk yarının sonuna doğru Türk futbolu için profesyonelliğin ve futbol aşkının el kitabı olan Atiba’nın kazandığı penaltı sonucu Beşiktaş oyunu çözmesi için gereken golü buldu. İkinci yarı Şenol Hoca’nın uyarıları ile olacak ki baskı yapmaya yeniden başladı Beşiktaş ve en az altı tane net gol pozisyonu buldu ancak Olcay ve Mario Gomez’in beceriksiz vuruşlarıyla ikinci golü bulamadı Beşiktaş. Burada Şenol Hoca’ya bir parantez açılması gerekir. Eğer Gomez formuyla ve kariyeri ile formayı ligin en iyi yerli forveti Cenk’ten alıyorsa formunu kaybettiği zaman da formayı Cenk’ e vermeye mecburdur. Eğer kadroda adaleti sağlayacaksanız hak edene hakkını hak ettiği anda vermeye mecbursunuz. Aynı durum sahada ayakta durmakta güçlük çeken Olcay içinde geçerli. Kerim Frei o forma şansını hak ediyor. Çok geçte olsa oyuna sonradan giren Cenk-Oğuzhan işbirliği ile çok klas bir gol izledik yine ve Beşiktaş sahadan istediğini alarak ayrıldı. Bu sonuç sanırım Türkiye'de kafayla futbol oynanmıyor diyen Vitor Pereira'nın hiç Beşiktaş maçı izlemediğini açıkça ortaya koyuyor.
Son paragrafı üzerinde hiç konuşmadığım hakem ile ilgili bir yorumla bitirmek istiyorum. 14. dakika da Quaresma’ya yapılan futbol dışı müdahale sonrasında faul vermeyi geç kart bile gösteremeyen Hüseyin Göçek, pozisyonun üzerinden saniyeler geçmeden Quaresma’nın sinirle yaptığı müdahalesine de sessiz kalmak zorunda kaldı. Hakemler futbolun adaletini sağlayan mekanizmalardır ve eğer siz adalet dağıtıcı olarak görevinizi yerine getirmezseniz adalet bekleyenler cezaları kendileri kesmek zorunda kalacaktır. Bir Galatasaray maçında taraftarları çılgına çeviren Hüseyin Göçek’in çok iyi bildiği gibi “Adaletin bittiği yerde anarşi başlar”.

8 Kasım 2015 Pazar

Kötü Oyuna 3 puan

Israr yerinde kullanıldığı zaman güzel bir silah haline dönüşebilir ancak bugün Beşiktaş “bu neyin ısrarı?” dedirten bir hal aldı. Beşiktaş topla kısa paslaşmalar yaptığı ve doğru zamanda doğru adamla topu buluşturabildiği için etkili bir oyuna sahip. Şişirme toplar ve kaybolan orta saha oyunu Beşiktaşlılara çile çektirir ancak. Bursaspor maça Beşiktaş’ı durdurabilecek tek silahla başladı ve 90 dakika boyunca bunu yapmaya çalıştılar. Nitekim Beşiktaş bir kere bile topa hâkim görüntü çizemedi saha içerisinde. Eğer Atiba markaja alınır ve savunma dörtlüsüne baskı uygulanırsa Beşiktaşlı oyuncular gözlerine fener tutulmuş tavşan gibi bakakalıyorlar. Ayağa pas yapamıyorlar oyunu şişiriyorlar ve çok gereksiz top kayıplarıyla rakiplerine hücum imkanı veriyorlar. Beklerin sarı kart görmeleri sanırım Bursa baskısı karşısında Beşiktaş’ın çaresizliğini çok iyi gösteriyor.
Israrla açılmışken mevzu ayağıyla sadece ayakta kalma işleminden başka fonksiyon gerçekleştiremeyen Tolga’nın neden ısrarla topları uzun gönderdiğini kendi bile açıklayamaz. Şenol hocanın artık bu duruma dur demesi ve uyarması lazım. Diğer ısrar ise Ersan’ın eksikliklerinin yüzüne tokat gibi vurulmamasından kaynaklanıyor. Topla adamın arasına girmek bir stoper için bu kadar zor olamaz. Topa müdahaleden çok rakibe müdahaleyi öncelik olarak belirlemek, sahada bir bombayla oynamaktan farksız. Ersan’ın bu futboldan uzak mücadelesi Beşiktaş’ın dörtlü savunmasını tedirgin hale getiriyor. Topu o kadar çaresizce savunmadan uzaklaştırmaya çalışıyor ki Beşiktaş defansı dönen toplar çoğunlukla Bursalı oyuncularda kaldı. Şenol Güneş’in yaptığı en güzel iş oyunda eksikliği gördüğü anda ilk kırk beş dakika da oyuncu değişikliğini yapmasıdır. Necip hamlesi Beşiktaş’ın orta saha ve defans anlamındaki mücadelesini de üst seviyeye çıkardı.
Beşiktaş’ın son dakikalara girilirken attığı golde Gökhan Töre son üç maçtır tek işe yarar hamlesini gerçekleştirdi. Futbolu izleyenler Gökhan Töre’ye bakınca bir futbolcunun maçtan bu kadar kopuk olabileceğine kimse anlam veremez. Yetenekleri futboldaki en üst düzeyi görmesini sağlayabilecek bir futbolcu neden bunu istemez, neden oyununu geliştirmek için bir adım atmaz? Sanırım Türk futbolunun en büyük problemi bu oyuncuların gereğinden önce gereğinden çok ön plana çıkarılması. Öte yandan bakıldığında Bursaspor Serdar Aziz ve Emre Taşdemir ile Türk futboluna çok kaliteli iki tane ürün vermeyi başarmış görünüyor.
Ligin 10. haftasında oynanan Bursaspor – Beşiktaş mücadelesinde Beşiktaş çok yetersiz bir görüntü çizdi. Buna karşılık Bursaspor baskılı ve etkili bir oyun ortaya koydu ve adalet terazisi çokça Bursaspor lehineydi. Ancak Beşiktaşlı oyuncular en iyi yaptıkları işi hatırlayarak son dakikalarda çok güzel bir gol bularak galibiyetle ayrılmayı başardılar sahadan. Futbolun en acımasız tarafı da bu sanırım en çok hak ettiğin anda bütün oyununu ortadan kaldıran bir golle tepetaklak olabilirsin. Biraz hayat gibi…

26 Ekim 2015 Pazartesi

Muhteşem Galibiyet

Yine çok medyatik ancak futbol adına vasatı aşamayan bir derbinin galibi sonuç itibariyle Beşiktaş’tı. Maç eksiğine rağmen rakiplerinin önünde lider olan Beşiktaş ligde karşılaşmayı en çok isteyeceği rakiplerden biriyle karşılaştı. Antalyaspor diğer Anadolu kulüplerinin aksine kapanmadan, futbolu çirkinleştirmeden oynamaya çalışan bir ekip görüntüsü çiziyordu. Bu futbola bağlılıklarının yanında yeni bir stada kavuşmuşlardı. Ancak kalite farkı Beşiktaş’ın rahat ve görkemli bir galibiyet almasını sağladı.
Ligin sekizinci haftasında Rize ile oynayan Beşiktaş, o maçta pas akışlarını yüksek tutarak üst düzey bir bağlantı kurmuştu ancak eksik olan şuttu. Aradan geçen bir haftada Beşiktaş yine aynı pas kalitesine sahipti ve buna şutları da eklemişlerdi. Beşiktaş Biliç’ten kalma tek eksiğini de Şenol Güneş ile giderdi. Önde pres, top rakipteyken karşısında çoğalma ve hataya zorlama Beşiktaş’ı sınıf atlattı. Takım oyununu ön plana çıkararak ve buna bireysel performansları da ekleyerek Beşiktaş Spor Toto Süper Lig’in üzerine çıkarak bu ligde ki en güzel futbolu oynamaya başladı.
Bireysel performanslar bazında değerlendirildiğinde Beşiktaş’ta sürekli üzerine koyan gençlerin içinde beklenen patlamayı bugün Necip Uysal gerçekleştirdi. Daima geriye oynamaya yönelik düşünen Necip bugün daima hücumu düşündü ve araya attığı paslarla takımın hücum gücü bir ön libero ile nasıl artırılır gösterdi. Defansif müdahalelerde hatasız oynadı. Necip eğer yanında bu alanda profesyonelliğin sözlükte ki tanımı olan Atiba ile birleşirse çok iyi bir ikili oluşturur. Mario Gomez ise Türkiye’ye gelmiş en komple forvet olduğunu her maç gösteriyor. Takımı durduğu yerle yönlendiren daima oyunun içinde kalan üst düzey bir santrfor Gomez. Beşiktaş’ta vasatın altında kalan bir futbolcu yoktu sahada ve bu oyuncular rakip takım oyuncularının hiçbirinin vasatın üzerine çıkmasına imkân vermedi. Sahayı parselleme konusunda üst düzey bir performans sergiledi Beşiktaş. Yediği golden sonra bile futbolu hiç etkilenmedi Beşiktaş’ın.
Beşiktaş, Şenol Hoca ile eksiklerini kapatarak her geçen gün gelişme gösteriyor. Takım oyununda ki bu gelişme patlama beklenilen genç oyuncuları da her geçen gün Avrupa piyasasına çıkarmayı başarıyor. Beşiktaş bu şekilde ilerlemeye devam ederse rakipler Robben’i de getirse Beşiktaş’ın şampiyonluğuna engel olamayacaklardır.

18 Ekim 2015 Pazar

FUTBOLUN DOĞRULARI

Yazıma milli takımın 2016 Avrupa Şampiyonası’na direkt olarak katılmasını kutlayarak başlamak istiyorum. Fatih Terim’in elemelerin ilk yarısından sonra yaptığı gençleştirme hamlesi tuttu ve artık milli takımda gençlerin önü açıldı. Bu direkt katılımın Spor Toto Süper Lig’de futbolcuları etkileyeceğini düşünerek girmiştim bu haftaya. Milli takıma girmek isteyen Türk oyuncuların performanslarını arttırmasıyla kalitenin de artacağını düşünmüştüm.
                Bu beklentilerimle Beşiktaş maçını izledim. Maçın başlama düdüğünden itibaren topu ayağında tutan bir Beşiktaş takımı vardı. Pas kalitesi yüksek bir görüntü çizen Beşiktaş topu ceza sahası içerisine indirmekte büyük sıkıntılar yaşadı. Top ceza sahası içerisine girmediği sürece rakip takım o baskıyı hissetmiyor ve rahat bir oyun oynama şansına sahip oluyordu. Rizespor bütün Anadolu takımlarının ısrarla oynamaya çalıştığı, futbolu çirkinleştiren, savunma taktiğini belki de en iyi oynayabilecek takımdır. Kweuke gibi sağlam ve kendisine gelen tüm toplarda varlığını hissettirebilen bir santrforun yanına ligin en hızlı oyuncusu Ahmet İlhan ile Deniz’in konması takımın kontra atakta ki etkinliğini kat kat artırıyor. Bu etkili ataklardan Beşiktaş karşısında maçın başında iki tane sergileyebildi Çaykur Rizespor. Oyunun diğer bölümlerinde ise stoperlerin kendi arasında paslaşmasından başka bir etkinlik gösteremediler. Bunun sebeplerinden ilki Beşiktaş’ın artık topa hâkim bir futbol oynama arzusu. Stoperler gelişi güzel topa vurmuyor, kaleci Tolga beceremediği degajları yapmıyor ve daima pasa yönelik oyunlar oynuyor Beşiktaş. Ancak bu etkili pas oyununda unutulan çok önemli bir şey var o da şut.
                İkinci kırk beş dakikaya Quaresma değişikliği ile başlayan Şenol Hoca, pas oyununda gerekli olan uzaktan şutları da oyuna eklemiş oldu. Geldiği anda ki ciddiyetsizliğinin aksine bugün sahada ne yaptığını bilen ve kusursuza yakın bir futbol oynayan Quaresma vardı. Sahaya çıkışı ile birlikte Beşiktaş takımı şut çekmeye başladı ve golde bu şutlardan biriyle geldi. Golden sonra her şey Beşiktaş adına daha kolaylaştı, topu ayağında tutarak oyuna yön verdi Beşiktaş. Necip değişikliği ile de yorularak düşen orta sahanın hâkimiyetini geri aldı. Şenol Hoca takımın başına geçtiği günden bu yana sadece futbolun doğrularını yapıyor. Bu doğrular Beşiktaş’ın şu anda lider olmasının en önemli nedenleri.
                Bir paragraf Atiba’ya açılmalı. Bir takım Atiba gibi bir oyuncuya sahipse sahaya iki kişi fazla çıkıyor demektir. Futbolun doğrularını yapan, bu doğruları yaparken de sahadaki bütün arkadaşlarının eksikliklerini kapatan bir futbolcu. Türkiye’ye gelmiş en iyi Brezilyalı kim bilmem ama Türkiye’ye gelen en profesyonel insandır Atiba.

4 Ekim 2015 Pazar

Tribünler Güzeldi

Tribünler Güzeldi
Maçtan önce konuşulması gereken bir tribün güzelliği vardı Eskişehir’de. Güzel hava sayesinde Es-Es’in coşkulu taraftarları takımlarını olabildiğince desteklemeye çalıştı ancak bunun karşılığını istese de veremeyecek düzeyde düşük bir Eskişehir kadrosu var sahada. Gekas gibi bir forveti ellerinde bulunduran Eskişehirspor takımı bu oyuncunun etrafını PTT 1. Lig oyuncularıyla doldursa daha verimli bir kadro kurabilirdi. Tüm bunların üstüne elle tutulur hiçbir becerisi olmayan Skibbe gibi bir antrenörün takımın başına getirilmesi Eskişehirspor adına tam bir acemilik hatta furbol cahilliği olsa gerek.
Eskişehirspor takımının etkisiz oyunun karşısında oyunda doğru hamleleri yapan bir Beşiktaş vardı. Buna ek olarak Beşiktaş’ın orta saha üçlüsü Atiba-Sosa-Oğuzhan muhteşem bir oyun ortaya koydular. Defans anlamında on kaplan gücünde bir Atiba ve ona defansif anlamda müdehalelerin çoğunda başarılı ve pas kalitesi yüksek Oğuzhan-Sosa ikilisi rakibin oyunun içine dahil olmasına hiç izin vermediler. Yayıncı kuruluşun Beşiktaş’ta eksik arayan spikerinin aksine Sosa ikili mücadelelerde başarılı ve pas kalitesi çok yüksek bir oyun ortaya koydu. Orta sahanın  kontrolünü eline alan Beşiktaş kanatların hiçbir oyuncusu orijinal stoper olmayan Eskişehirspor savunmasına yaptığı baskılar sonucu oyunun her alanında üstünlüğü elinde tuttu ve usta bitirişlerle golleri buldu.
Beşiktaş’ın ele alınması gereken bir diğer ve önemli nokta ise defansta yaşanan zihinsel değişimdi. Rhodolfo’nun her topu ısrarla ayağa oynama anlayışı defanstaki tüm arkadaşlarına sirayet etmişti ve ne tür baskı olursa olsun savunma hiçbir topu gelişi güzel ileriye göndermedi. Her zaman boş adamı aradılar ve bu sayede sürekli kontrollü çıkan bir Beşiktaş izlettiler. Kalede Tolga’nın güven vermeye başlaması Beşiktaş ve taraftarları adına sezonun en güzel yeniliği olsa gerek.

Eskişehir’de güzel hava ve coşkulu tribünler önünde Beşiktaş maçın uzatma anları dışında hiçbir sıkıntı yaşamadan kazanmayı bildi. Beşiktaş milli takım arasına lider girerken Eskişehir yönetimininde düşünmesi için bir fırsat olacaktır. Bir futbol kenti olan Eskişehir’e bu vizyonsuzluk hiç ama hiç yakışmıyor.

1 Ekim 2015 Perşembe

Oyun Boyu

    Fenerbahçe maçının ardından oynanan futbolla Sporting Lizbon ile mücadele etmenin çok zor olacağını söylemiştim. Şenol Hoca bu maça da topun arkasında kalarak başladı ve yine ilk yarı Beşiktaş adına ıstırap gibiydi. Topun arkasına geçerek savunma yapmaya çalışan bir Beşiktaş vardı sahada ama ne iştir ki topun arkasına geçmesi hiçbir işe yaramadı aksine Lizbon’lu oyunlar istedikleri noktalara topu çok rahat gönderdiler. Beşiktaş ilk yarı kapandıkça Lizbon fırsatlar buldu ve sonucunda ceza sahasına yığılmış defans hattına karşı Beşiktaş’ın eski gözdesi Bryan Ruiz uzaktan bir şutla golü buldu. Beşiktaş oyun boyunu sene başından beri kısaltamıyor ve Şenol Güneş’te belki buna engel olmak adına takımı topun gerisine çekerek defans yapmayı deniyor. Ancak bu defans anlayışına presi ekleyemezse, kanat oyuncuları defans oyununa yardımcı olmazlarsa ve santrafor baskı yapmazsa defansın ortasında Ki Necip, Atiba ikilisi on kişilik oynamak zorunda kalacaktır. Bu defans anlayışı ile devam edildiği sürece savunmada kazanılan toplar uzun bir şekilde ileri gönderilecektir ve top yine rakipte kalacaktır. Beşiktaş savunma yapmayı bilmiyor çünkü savunmanın göbeğinde oynayan Ersan top rakipteyken veya Beşiktaş’tayken hiçbir etkinlikte bulunmuyor buna ek olarak kazanılan topları da oyuna sokamıyor.

    Şenol Hoca ikinci yarıda yaptığı Oğuzhan değişikliğiyle oyun olarak kısaltamadığı takım oyununda Oğuzhan ile bir köprü kurdu. Hücumdayken yaklaşmayan defanstan topu alan Oğuzhan topu ileriye ustaca taşımayı becerebiliyor. Oğuzhan’ın oynatılış tarzı göz önüne alındığında sanırım Şenol Hoca dört gözle Tolgay’ın iyileşmesini bekliyor. İkinci yarıda Oğuzhan'la kurulan köprü sonucu ilerde etkili olmaya başlayan Beşiktaş geldiği günden beri ilk kez etkili bir ileri çıkış gerçekleştiren Beck’in olgunlaştırdığı atakta golü buldu. Oyunun devamında yine ikiledi forveti Şenol hoca ve yine koptu Beşiktaş. Quaresma gibi bir oyuncunun varlığı sahada Beşiktaş’ı on kişi bırakıyor sanırım yine huzursuzluk çıkarmayı başaracak Quaresma çünkü Beşiktaş’ın yakaladığı kolej takımı havasında Quaresma biraz ergenlik dönemini atlamamış şov peşinde koşan liseli gibi.

    Son olarak yayın ihaleleri yapıldığında kriterler koyulsun ve böyle futboldan uzaktan yakından alakası olmayan spiker ve yorumculara maç anlatımı verilmesin.

27 Eylül 2015 Pazar

5 GOLLÜ DERBİ

Beşiktaş – Fenerbahçe derbisi sonrası oyundan çok hakemler konuşulmaya devam ediyor. Tüm bu farazi konuşmalar bir kenara bırakılıp oyuna bakıldığında sahadan 3-2 galibiyetle ayrılan ancak bu skoru yansıttığı oyunla hak etmeyen bir Beşiktaş vardı. Maça kendi yarı sahasının ortasında kapanmaya çalışarak başlayan bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş büyük maçlarda bu kadar korkakça geriye çekilmemeli çünkü rakibe daha çok oyun alanı verdiği zaman etkili bekler içeri kat eden oyuncularıyla Fenerbahçe birçok gol pozisyonuna girdi. 20. Dakikadan itibaren önde basmaya ve rakibi uzun topla oynamaya zorlayan Beşiktaş son zamanlarda hiç etkili olmadığı kadar hava toplarında etkili oldu ve iki gol buldu. Goller sonrasında yine geriye yaslanmaya başlayan Beşiktaş kaçınılmaz olan golü kalesinde gördü. İlk yarıda oyunda Jose Sosa Beşiktaş adına duran top kullanmak dışında başka sorumluluk almadı Fenerbahçe’de ise Fernandao Bursaspor günlerini aratan bir futbol oynadı. Son vuruşlarda ki beceriksizliği kenarda Van Persie otururken Fenerbahçe taraftarını çileden çıkardı. İkinci yarıda oyuna daha çok ısınan Volkan Şen birebirde çok etkili oldu ve özellikle Tosiç’in kanadından Fenerbahçe etkili akınlar gerçekleştirdi. Beşiktaş’ta bu ataklara karşı koyan savunma dörtlüsünden Tosiç ve Ersan çok etkisiz kaldı ve gözle görülür hatalar yaptı. Bu hatalar karşısında Şenol Güneş’in değişiklikleri yapmak için seksen dakika beklemesini ve daha sonrasında Oğuzhan, İsmail değişikliğine kimse bir anlam veremedi sanırım. Beşiktaş’ın 3. golünde Oğuzhan’ın etkinliği ve Gökhan Töre’nin alda at pasında golü atan Mario Gomez top Fenerbahçe’deyken çok isteksiz bir görüntü çizdi. Pres yapmak şöyle dursun ofsaytta kaldığı pozisyonlarda bile ofsayttan kurtulmak adına hiçbir hamle yapmadı. Gerçekten Cenk’in hakkı yeniyor bunu görmeli artık Şenol Hoca. Fenerbahçe cephesinden bakıldığında oyunun kontrolünü elinde tutan bir takım hocasının tercihlerine ve takım içi kaprislere kurban edilecek bir görüntü çiziyor. Van Persie kenarda oturmayı kabul etmiyor sıkıntı yaratıyor bu çok net ortada buna karşılıksa Pereira sahada bir şey yapmayan Fernandao’yu ilk onbirde sahaya sürüyor. Hasan Ali çok iyi bir futbol oynarken kenara çekiliyor sadece yan top yapan Meireles vazgeçilmez oluyor. Tüm bunları anlamaya çalışırken Fenerbahçe puan kayıpları yaşıyor. Teknik direktör kadro mühendisliğini gerçekleştirebilmeli ve Fenerbahçe artık beklentilere karşılık verecek futbolu oynamalıdır. Alışma evresi ve kondisyon sürelerini çoktan geçtik hafta içi oynanacak Avrupa maçlarında iki takımda hazır bir görüntü çizmedi. Celtic ve Sporting Lizbon’a karşı sıkışınca hava topu yaparak sahayı parsellemeyi beceremeyerek galip gelemezsiniz.

26 Eylül 2015 Cumartesi

Sezonun ilk Derbisi

Ebedi dostluk ezeli rekabet söylemleri altında oynanacak sezonun ilk derbisinde Pazar günü Beşiktaş ile Fenerbahçe Atatürk Olimpiyat stadında karşı karşıya gelecekler. Henüz derbi oynamamış iki teknik direktörün karşı karşıya geleceği bu müsabakada kendini kanıtlamaya en çok muhtaç olan isim şüphesiz Şenol Güneş olacaktır. Beşiktaş’ın son iki sezonki derbi skorları göz önüne alındığında henüz rakiplerine gol dahi atamamış bir Beşiktaş’tan camia ve taraftarlar galibiyet beklemekte. Şenol Hoca sahaya süreceği on birle zengin Fenerbahçe kadrosuna karşı üstünlük kurmaya çalışacaktır. Geçen hafta var olan Quaresma hatasını tekrarlamazsa sahadaki görev tanımlamaları doğru bir şekilde uygulanır. Quaresma’nın varlığı ile sahadaki 10 numara görevini Gökhan Olcay ve Q17 üstlenememiş ve o bölgede bir boşluk oluşmuştu ancak yarınki maçta Sosa’nın 10 numaraya çekilmesiyle bu sorun ortadan kalkacaktır. Buna karşı Fenerbahçe teknik direktörü Pereira aslında kadrosuna doğru gelen oyun tarzına yaklaşmaya başlayarak bu maça da 4-2-3-1 dizilişiyle çıkacaktır. Markoviç’in etkili oyunuyla beraber kanatlar daha verimli hale gelecek ve Diego da sahada istediği oyun tarzına kavuşacaktır. Maçın kaderine etki edecek olan asıl kısımlar ise bekler ve orta saha üçlüsü olacak. Fenerbahçe’de şampiyonluğu getiren sonraki sezonlarda da ligde üst sıralarda takımı tutmayı başaran üst düzey bek performansları bu sene Nani, Markoviç ve Volkan gibi süratli ve içe kat edebilen kanat oyuncularıyla daha verimli hale gelecektir. Buna karşın Beşiktaş bekleri ofansa henüz gözle göülr bir katkı veremedikleri gibi sol bek oynayan Tosiç’ten de defansta vasatın üstünde performans alamadılar. Bu nedenle yarın Şenol Güneş sahaya İsmail Köybaşı ile çıkabilir. Orta sahada ise tüm Fenerbahçe’nin hücum organizasyonlarına ek olarak defansif anlamda da takımı diri tutan Mehmet Topal, Souza ve Ozan, Diego dörtlüsü Beşiktaş’a karşı rahatça üstünlük kurabilir. Bu üstünlüğün kurulmaması adına Beşiktaş kontrolü elinde tutan taraf olmalı. Atiba’nın maç standardının hiç düşürmemesi ve etkili Oğuzhan ve Sosa oyunuyla Beşiktaş ilk dakikalardan itibaren hücum üstünlüğünü eline almaya çalışacaktır aksi halde kapanan Beşiktaş’a karşı çok etkili bir Fenerbahçe izleyebiliriz. Ben iki takımın yarın ki on birlerinin sakat ve cezalı oyuncular göz önüne alındığında şu şekilde olacağını tahmin ediyorum Beşiktaş Tolga- Beck- Rhodolfo-Ersan- İsmail- Atiba-Oğuzhan-Sosa-Gökhan-Olcay-Gomez ilk on biriyle sahada olacaktır. Buna ek olarak performansa dayalı forma dağıtımı yaptığını söyleyen hocalar eğer bu söylemlerini uygulamaya dökselerdi sahada Cenk Tosun’un olmasından başka hiçbir ihtimal olmayacaktı. Fenerbahçe ilk on biri ise Volkan-Şener-Bruno Alves-Kjaer-Caner-Mehmet Topal-Ozan-Diego-Nani-Markoviç-Van Persie’den oluşacaktır. Maça etki edebilecek oyuncular ise Beşiktaş’tan Oğuzhan ve Fenerbahçe’den Markoviç’tir.