29 Kasım 2015 Pazar

Beşiktaş'ı Üzmesinler

Bugün Beşiktaş her şeyi çok yaptı. Çok faul aldı, çok şut çekti, çok orta açtı, çok pozisyona girdi ancak bu çokluk ortamı Beşiktaş'a bir gol getiremedi. Romain Gary, "çok kadın hiç kadındır" derken bugün ki Beşiktaş'a sesleniyordu. Bir şeyi elinizde çok sayıda bulundurmanız, bir şeyi çok denemeniz ve çok yapmanız o işi kaliteli yaptığınız manasına gelmez. Aynı durum geriye düştüğünüz maçta oyuna ekstra forvet almanız durumunda da geçerli. Böyle yaparak sadece taraftarlarınızın gazını alır "lan adam daha ne yapsın" dedirtirsiniz. Beşiktaş da tek forvetle bulduğu pozisyonları çift forvete döndüğü anda bulmakta zorlandı, üstüne bir de kalesinde atak görmeye başladı. Eğer takımın kontrolü elinizdeyse ve o takıma hakimiyetiniz varsa gelen pozisyonları bozuk para gibi harcayan formsuz forvetinizi ismine bakmadan sahadan çekip almak zorundasınız. Onun yanına forvet sokarak pozisyon bulamazsınız. Sağdan soldan ahlaksız televizyon programlarının ahlaksız yorumcularının övgüleriyle gaza gelen şımarık oyuncularınızın kulağını çekmez en zor durumda ona başvurursanız rakibe galibiyeti siz hediye edersiniz. Gökhan Töre takımının galibiyeti için bekleyen taraftarlara aldırmadan orasıyla burasıyla pas vermeye çalışıyorsa bu adamın kulağı çekilmeli. Türk futbolu bu adamları çok gördü; Okan Koç, Berkant, Serdar Özkan yetenek konusunda çokta geri değillerdi Gökhan'dan.
Beşiktaş bu akşam defansta oyuna topu güzel sokan ancak bire birde eli ayağı birbirine dolaşan iki stoperle ve kalitesi bir bekten beklenin yarısı kadar bile olmayan iki bekle başladı oyuna ve bu defans topluluğu Akhisar'dan iki poaziyonda iki gol yedi. Tolga konusunda söylenmesi gereken tek söz var, Tolga yüzüne yansıttığı memnuniyetsizliğine de alsın Trabzon'a gitsin futbol dışı işlerle uğraşsın. Defans bir yana bırakıldığında ise hücumda presle başlayan Beşiktaş, Gökhan ve Cenk değişiklikleriyle o gücünüde kaybetti ve yine topu defanstan forvete çıkaramadı. Takımın en çok mücadele eden ismi Quaresma olunca insan bir afallıyor.
Cihat Aslan çok yetenekli bir hoca ve geleceği çok açık. Geçen sene Balıkesir'e oynattığı bu sene Akhisar'ı getirdiği nokta kalitesini ispatlıyor. Hocayı sevdiğim kadar Akhisar takımının Beşiktaş ile oynadığı maçlarda da sahip oldukları tutumdan o derece nefret ediyorum. İlk dakikadan itibaren oyunu bekletmek zaten oynadığın defansif futbola bir de mum dikerek iğrençleştiriyor futbolu.
Türkiye de futbol oynanacaksa bir mahalle kuralı olarak en yeteneksiz futbolcuları defansa koyarsınız. Ancak forvetleriniz ve kanatlarınız şuursuz hücum ettiklerinde bu defanslar çöldeki serap gibi görünürler. Akhisar'ın stoperleri de Beşiktaşlı oyuncular sayesinde Avrupa takımlarının radarına girmiştir. Beşiktaş tribünleri maça üçlüyle başlar ve gündoğdu marşıyla bitirirler ve arada o takım ruhunu koysun diye avazları çıktığı kadar bağırırlar. Sen sahada gündoğduğunda stadlara dayanan ve Beşiktaş'a hayatlarını adamış tribünlere hak ettiklerini veremeyecek kadar isteksizsen Baba Hakkı gibi o formayı kendin çıkarıp, çıkıp gideceksin.

22 Kasım 2015 Pazar

En İyisi Beşiktaş

Beşiktaş açık ara bu ligin en iyi futbolunu oynuyordu bu maça kadar ve bu maçta da oynamaya devam etti. Ancak yazının başında kesinlikle Beşiktaş’ta eleştirilmesi gereken iki futbolcuyla giriş yapmak gerek diye düşünüyorum. Sahada oynanan oyuna gölge düşürüyor bu futbolcular. Defansta ne yaptığından haberi olmayan adam kaçıran, pas yapamayan, hava toplarında yetersiz, futbolu topa yönelik değil de adama yönelik oynayan bir Ersan var ki sahada, çocukken tahtaya çakarak oynadığımız çivi futbolundaki çivilerden hiçbir farkı yok. İsveç milli takımına yedek otururken seçilen Miloseviç; Ersan’ı nasıl kesemiyor anlayamıyorum. Sahada takımın var olan bütün emeğini bir anda yutabilecek bir kara delik gibi duruyor Rhodolfo’nun yanında. Sahada Beşiktaş adına eksiklik olarak duran diğer oyuncu ise Tolga Zengin. Oyun kurmakta zorlanan bir kaleci şampiyonluğa yürüyen bir takım için el freni hissi yaratır. Oyunu hızlı başlatamıyor, uzun oynayamıyor, en yakınındakine pas verirken bile futbolla alakasız vuruşlar yapıyor. Bu iki oyuncunun bütün yükü ise Rhodolfo’nun üzerinde. Defansta bütün kademeleri kapatan, hücuma çıkarken ayağına güvenebileceğiniz tek adam Beşiktaş adına.
Bu iki oyuncunun dışında oyuna bakılacak olursa; oyuna ilk on beş dakikada baskılı ve hücumda pozisyonlar bularak başlayan bir Beşiktaş vardı. Olcay’la yakalanan iki pozisyon, Sosa’nın baskıları sonucu yaratılan iki pozisyon gol ile sonuçlanmasa bile Sivas’ın oyuna ortak olmasını engelledi. On beş dakikadan sonra ilk yarının sonuna kadar dengeli bir futbol vardı sahada. Beşiktaş baskı yaptığı her an Yiğit İncedemir’den ve İbrahim Öztürk’ten toplar kaptı ancak ilk yarının ilk on beş dakikası hariç bu baskıyı yapmayı hiç denemediler. İlk yarının sonuna doğru Türk futbolu için profesyonelliğin ve futbol aşkının el kitabı olan Atiba’nın kazandığı penaltı sonucu Beşiktaş oyunu çözmesi için gereken golü buldu. İkinci yarı Şenol Hoca’nın uyarıları ile olacak ki baskı yapmaya yeniden başladı Beşiktaş ve en az altı tane net gol pozisyonu buldu ancak Olcay ve Mario Gomez’in beceriksiz vuruşlarıyla ikinci golü bulamadı Beşiktaş. Burada Şenol Hoca’ya bir parantez açılması gerekir. Eğer Gomez formuyla ve kariyeri ile formayı ligin en iyi yerli forveti Cenk’ten alıyorsa formunu kaybettiği zaman da formayı Cenk’ e vermeye mecburdur. Eğer kadroda adaleti sağlayacaksanız hak edene hakkını hak ettiği anda vermeye mecbursunuz. Aynı durum sahada ayakta durmakta güçlük çeken Olcay içinde geçerli. Kerim Frei o forma şansını hak ediyor. Çok geçte olsa oyuna sonradan giren Cenk-Oğuzhan işbirliği ile çok klas bir gol izledik yine ve Beşiktaş sahadan istediğini alarak ayrıldı. Bu sonuç sanırım Türkiye'de kafayla futbol oynanmıyor diyen Vitor Pereira'nın hiç Beşiktaş maçı izlemediğini açıkça ortaya koyuyor.
Son paragrafı üzerinde hiç konuşmadığım hakem ile ilgili bir yorumla bitirmek istiyorum. 14. dakika da Quaresma’ya yapılan futbol dışı müdahale sonrasında faul vermeyi geç kart bile gösteremeyen Hüseyin Göçek, pozisyonun üzerinden saniyeler geçmeden Quaresma’nın sinirle yaptığı müdahalesine de sessiz kalmak zorunda kaldı. Hakemler futbolun adaletini sağlayan mekanizmalardır ve eğer siz adalet dağıtıcı olarak görevinizi yerine getirmezseniz adalet bekleyenler cezaları kendileri kesmek zorunda kalacaktır. Bir Galatasaray maçında taraftarları çılgına çeviren Hüseyin Göçek’in çok iyi bildiği gibi “Adaletin bittiği yerde anarşi başlar”.

8 Kasım 2015 Pazar

Kötü Oyuna 3 puan

Israr yerinde kullanıldığı zaman güzel bir silah haline dönüşebilir ancak bugün Beşiktaş “bu neyin ısrarı?” dedirten bir hal aldı. Beşiktaş topla kısa paslaşmalar yaptığı ve doğru zamanda doğru adamla topu buluşturabildiği için etkili bir oyuna sahip. Şişirme toplar ve kaybolan orta saha oyunu Beşiktaşlılara çile çektirir ancak. Bursaspor maça Beşiktaş’ı durdurabilecek tek silahla başladı ve 90 dakika boyunca bunu yapmaya çalıştılar. Nitekim Beşiktaş bir kere bile topa hâkim görüntü çizemedi saha içerisinde. Eğer Atiba markaja alınır ve savunma dörtlüsüne baskı uygulanırsa Beşiktaşlı oyuncular gözlerine fener tutulmuş tavşan gibi bakakalıyorlar. Ayağa pas yapamıyorlar oyunu şişiriyorlar ve çok gereksiz top kayıplarıyla rakiplerine hücum imkanı veriyorlar. Beklerin sarı kart görmeleri sanırım Bursa baskısı karşısında Beşiktaş’ın çaresizliğini çok iyi gösteriyor.
Israrla açılmışken mevzu ayağıyla sadece ayakta kalma işleminden başka fonksiyon gerçekleştiremeyen Tolga’nın neden ısrarla topları uzun gönderdiğini kendi bile açıklayamaz. Şenol hocanın artık bu duruma dur demesi ve uyarması lazım. Diğer ısrar ise Ersan’ın eksikliklerinin yüzüne tokat gibi vurulmamasından kaynaklanıyor. Topla adamın arasına girmek bir stoper için bu kadar zor olamaz. Topa müdahaleden çok rakibe müdahaleyi öncelik olarak belirlemek, sahada bir bombayla oynamaktan farksız. Ersan’ın bu futboldan uzak mücadelesi Beşiktaş’ın dörtlü savunmasını tedirgin hale getiriyor. Topu o kadar çaresizce savunmadan uzaklaştırmaya çalışıyor ki Beşiktaş defansı dönen toplar çoğunlukla Bursalı oyuncularda kaldı. Şenol Güneş’in yaptığı en güzel iş oyunda eksikliği gördüğü anda ilk kırk beş dakika da oyuncu değişikliğini yapmasıdır. Necip hamlesi Beşiktaş’ın orta saha ve defans anlamındaki mücadelesini de üst seviyeye çıkardı.
Beşiktaş’ın son dakikalara girilirken attığı golde Gökhan Töre son üç maçtır tek işe yarar hamlesini gerçekleştirdi. Futbolu izleyenler Gökhan Töre’ye bakınca bir futbolcunun maçtan bu kadar kopuk olabileceğine kimse anlam veremez. Yetenekleri futboldaki en üst düzeyi görmesini sağlayabilecek bir futbolcu neden bunu istemez, neden oyununu geliştirmek için bir adım atmaz? Sanırım Türk futbolunun en büyük problemi bu oyuncuların gereğinden önce gereğinden çok ön plana çıkarılması. Öte yandan bakıldığında Bursaspor Serdar Aziz ve Emre Taşdemir ile Türk futboluna çok kaliteli iki tane ürün vermeyi başarmış görünüyor.
Ligin 10. haftasında oynanan Bursaspor – Beşiktaş mücadelesinde Beşiktaş çok yetersiz bir görüntü çizdi. Buna karşılık Bursaspor baskılı ve etkili bir oyun ortaya koydu ve adalet terazisi çokça Bursaspor lehineydi. Ancak Beşiktaşlı oyuncular en iyi yaptıkları işi hatırlayarak son dakikalarda çok güzel bir gol bularak galibiyetle ayrılmayı başardılar sahadan. Futbolun en acımasız tarafı da bu sanırım en çok hak ettiğin anda bütün oyununu ortadan kaldıran bir golle tepetaklak olabilirsin. Biraz hayat gibi…