22 Kasım 2015 Pazar

En İyisi Beşiktaş

Beşiktaş açık ara bu ligin en iyi futbolunu oynuyordu bu maça kadar ve bu maçta da oynamaya devam etti. Ancak yazının başında kesinlikle Beşiktaş’ta eleştirilmesi gereken iki futbolcuyla giriş yapmak gerek diye düşünüyorum. Sahada oynanan oyuna gölge düşürüyor bu futbolcular. Defansta ne yaptığından haberi olmayan adam kaçıran, pas yapamayan, hava toplarında yetersiz, futbolu topa yönelik değil de adama yönelik oynayan bir Ersan var ki sahada, çocukken tahtaya çakarak oynadığımız çivi futbolundaki çivilerden hiçbir farkı yok. İsveç milli takımına yedek otururken seçilen Miloseviç; Ersan’ı nasıl kesemiyor anlayamıyorum. Sahada takımın var olan bütün emeğini bir anda yutabilecek bir kara delik gibi duruyor Rhodolfo’nun yanında. Sahada Beşiktaş adına eksiklik olarak duran diğer oyuncu ise Tolga Zengin. Oyun kurmakta zorlanan bir kaleci şampiyonluğa yürüyen bir takım için el freni hissi yaratır. Oyunu hızlı başlatamıyor, uzun oynayamıyor, en yakınındakine pas verirken bile futbolla alakasız vuruşlar yapıyor. Bu iki oyuncunun bütün yükü ise Rhodolfo’nun üzerinde. Defansta bütün kademeleri kapatan, hücuma çıkarken ayağına güvenebileceğiniz tek adam Beşiktaş adına.
Bu iki oyuncunun dışında oyuna bakılacak olursa; oyuna ilk on beş dakikada baskılı ve hücumda pozisyonlar bularak başlayan bir Beşiktaş vardı. Olcay’la yakalanan iki pozisyon, Sosa’nın baskıları sonucu yaratılan iki pozisyon gol ile sonuçlanmasa bile Sivas’ın oyuna ortak olmasını engelledi. On beş dakikadan sonra ilk yarının sonuna kadar dengeli bir futbol vardı sahada. Beşiktaş baskı yaptığı her an Yiğit İncedemir’den ve İbrahim Öztürk’ten toplar kaptı ancak ilk yarının ilk on beş dakikası hariç bu baskıyı yapmayı hiç denemediler. İlk yarının sonuna doğru Türk futbolu için profesyonelliğin ve futbol aşkının el kitabı olan Atiba’nın kazandığı penaltı sonucu Beşiktaş oyunu çözmesi için gereken golü buldu. İkinci yarı Şenol Hoca’nın uyarıları ile olacak ki baskı yapmaya yeniden başladı Beşiktaş ve en az altı tane net gol pozisyonu buldu ancak Olcay ve Mario Gomez’in beceriksiz vuruşlarıyla ikinci golü bulamadı Beşiktaş. Burada Şenol Hoca’ya bir parantez açılması gerekir. Eğer Gomez formuyla ve kariyeri ile formayı ligin en iyi yerli forveti Cenk’ten alıyorsa formunu kaybettiği zaman da formayı Cenk’ e vermeye mecburdur. Eğer kadroda adaleti sağlayacaksanız hak edene hakkını hak ettiği anda vermeye mecbursunuz. Aynı durum sahada ayakta durmakta güçlük çeken Olcay içinde geçerli. Kerim Frei o forma şansını hak ediyor. Çok geçte olsa oyuna sonradan giren Cenk-Oğuzhan işbirliği ile çok klas bir gol izledik yine ve Beşiktaş sahadan istediğini alarak ayrıldı. Bu sonuç sanırım Türkiye'de kafayla futbol oynanmıyor diyen Vitor Pereira'nın hiç Beşiktaş maçı izlemediğini açıkça ortaya koyuyor.
Son paragrafı üzerinde hiç konuşmadığım hakem ile ilgili bir yorumla bitirmek istiyorum. 14. dakika da Quaresma’ya yapılan futbol dışı müdahale sonrasında faul vermeyi geç kart bile gösteremeyen Hüseyin Göçek, pozisyonun üzerinden saniyeler geçmeden Quaresma’nın sinirle yaptığı müdahalesine de sessiz kalmak zorunda kaldı. Hakemler futbolun adaletini sağlayan mekanizmalardır ve eğer siz adalet dağıtıcı olarak görevinizi yerine getirmezseniz adalet bekleyenler cezaları kendileri kesmek zorunda kalacaktır. Bir Galatasaray maçında taraftarları çılgına çeviren Hüseyin Göçek’in çok iyi bildiği gibi “Adaletin bittiği yerde anarşi başlar”.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder