26 Ağustos 2016 Cuma

Cevapsız Sorular

Anadolu takımı futbol anlayışı klişesine güncellemeler yükleyerek yeni bir oyun sistemi kuran ve bu oyun sistemiyle sürdürülebilir başarılara aday Konyaspor’u yaratan Aykut Kocaman Türkiye futbolunda en çok saygı duyulması gereken kişilerin başında geliyor.  Kişisel olarak bu saygım oynattığı zevksiz futbola değil yakaladığı başarılara ve bir Anadolu kulübünün söz sahibi olmasında gösterdiği çabayadır.
Cuma akşamı da Aykut Kocaman yine bilinen sistemiyle ve karşısında Beşiktaş olmasının getirisiyle sistemi daha da katılaştırarak sahadaydı. Topu rakibe veren ve kendi yarı sahasının her alanını kapatarak oyunu olabildiğine zevksiz hale getiren Konyaspor karşısında ise Beşiktaş orta alanda kayboldu. Orta sahada yetenekleriyle adam eksiltebilen Tolgay ve Oğuzhan bugün bu özelliklerini gösterebilecek alan dahi bulamadı Konyaspor savunması karşısında. Bu duruma ek olarak Sosa’nın cezası Tolgay’a yüklenmişçesine Şenol Hoca ilk maçta olduğu gibi bugün de Tolgay’ı 10 numara olarak sahaya sürdü . Daha önce o bölgede oynamış Oğuzhan geçici bir süreliğine dahi olsa Şenol Hoca tarafından Sosa’nın yerine çekilmedi. Hal böyle olunca Beşiktaş ne Tolgay’dan ne Oğuzhan’dan verim alabildi Konya deplasmanında. Orta saha üçlüsüyle geçen sezon şampiyonluğa ulaşan Beşiktaş; iki oyuncusundan tam verim alamazken Atiba’da geçen seneki performansından çok uzak bir görüntü sergiledi. Yine çok koşan mücadele eden bir  Atiba vardı sahada ancak profesyonelliğin tanımı kendisinden beklenmeyen hatalar yaptı.  İsabetli pas yüzdesi şampiyonluk sezonundaki yüzdesine henüz yaklaşamadı.
Orta saha eleştirisinin ardından Şenol Hoca’nın çaresiz kaldığı nokta değerlendirmeli ve bu takımın hala neden bir stoperi yok Beşiktaş yönetimine sorulmalı. Şampiyonlar Ligi kurası çekildiği andan itibaren medya da yer alan kolay grup masalları ve bunun yanında hala stoperde Necip’in oynadığı gerçeği taraftarın yaşadığı çelişkiyi göstermek için yeterli. Üst düzey takımlara karşı mücadele edeceğiniz bir arenada Türkiye’de göstermiş olduğunuz defansif performansı tekrar ederseniz masal olarak baktığınız gruptan kabuslar görerek liginize geri dönersiniz. Türk futbolunun gelişmesini en çok beklediği isimlerden biri olan Necip Uysal artık beklenen performansı göstermesi gereken yaşlarında sahaya her an kırmızı görmeye müsait bir gladyatör edasıyla çıkıyor. Savaşçı orta sahanın mantığını fiziksel müdahaleden öteye geçiremeyen bir futbolcuya büyük takım kadrosunda neden yer verilir anlaşılmazken bir de o oyuncudan joker yaratmaya çabalamak nedendir? Rhodolfo oynayabilecek durumdaysa, hazırlık mücadelelerinde şans verildiyse bugün neden Necip yerine sahada yer almaz? Bugün Beşiktaş yediği iki golü de defansta önce Tosic’in sonrasında Necip’in hatalarıyla kalesinde gördü. Transfere az para harcamak, bunun için beklemek, adınıza capslarin yapılması göz boyayıcı olabilir ancak geçen süre zarfında eksiklerinizden dolayı kaybettiklerinizden de yöneticiler olarak sizler sorumlu olacaksınız. Beşiktaş’ın geçen sezonun ikinci yarısından itibaren var olan stoper eksikliği hala daha giderilemedi. Kaldı ki henüz gündemde net bir stoper ismi de yer almıyor. Bir diğer soruda Şenol Hoca’ya sorulmalı kadroda düşünmediği Franco, Miloseviç ve Delgado stoper pozisyonunda Necip’in dahi arkasında mı kalıyorlardı? Bu oyunculardan en az biri elde tutularak bugün stoperde kadro derinliği yaratılamaz mıydı? Stoper mevkii dışında Şenol Hoca’ya sorulması gereken diğer soru ise neden bu Tolga ısrarı? Topu oyuna sokamayan, kaleyi bulan her şutta taraftarlara kalp krizleri yaşatan, kaleci olduğu her maçta dosta korku düşmana güven salan Tolga Zengin ısrarı neden?

Bugün sistem ezberi kuvvetli olan Konyaspor karşısında puan kaybetmekten başka çıkar yolu olmayan Beşiktaş;  lig başarısını devam ettirmek ve üzerine Şampiyonlar Ligi başarısı eklemek istiyorsa,  önce yöneticiler ve ardından Şenol Hoca sorulara doğru cevaplar vermek ve bu cevapları takıma uygulamak zorundalar. Aksi halde Beşiktaş sağlamış olduğu başarılı yapıya rağmen hiç hak etmediği senaryoların başrolü olabilir. 

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Gollü Başlangıç

    Geçen sezonun şampiyon takımı Beşiktaş, hücum organizasyonlarının temel oyuncularından Sosa, Gomez ve Gökhan gibi üç önemli aktörünü kaybederek sezona başladı. Türk futbolunu Dünya futbolundan ayıran en önemli özelliklerinden bir tanesi kaybedilen oyunculara karşı alınan tutumdur. Dünya futbolunda ve özellikle futbol ekolü var olan ülkelerde takımlar, sistemler üzerinden şekil alırlar ve giden oyuncunun arkasından ağıtlar yakılmaz.  Şenol Hoca’nın verdiği Barcelona örneğinin aksine A. Madrid başarılı olduğu sezonlarda da oyuncu ihracatını en üst seviyelerde sürdürmeyi başarabilmiş ve bu duruma rağmen başarısını devamlı hale getirebilmiştir. Demem o ki oyuncular üzerinden gelen başarının yerine sistem başarısını koymayı hedefleyen Beşiktaş yönetimi istediği sonucu almaya her gün yaklaşmaktadır.
                Maça gelecek olursak Beşiktaş; Spor Toto Süper Lig’e yeni çıkan rakibi karşısında kendi seyircisi önünde maça hâkim olarak başladı ve oyunun üstünlüğünü ilk dakikalardan itibaren eline almayı başardı. Sezonun ilk maçı olması dolayısı ile henüz tam anlamıyla hazır olmayan Beşiktaş’ın maça bu şekilde başlaması önemliydi. Zira birinci ligden süper lige yükselen çoğu takımın düştüğü hatayı tekrarlayarak sayısız transfer yapan ve ahde vefa olsun diye yükselen hocayı değişmeyen Alanya’nın bu ligde tutunması oldukça zor. Beşiktaş yüzde yüz favorisi olarak çıktığı maçta sürpriz yaşamadı o kadar. Böyle bir karşılaşmanın ardından “Şampiyon Kaldığı Yerden” manşetleri demek olayı abartmaktan başka bir şey olmayacaktır.
                Beşiktaş, bir defa bile tehlikeli hücum girişiminde bulunmayan rakibi karşısında maçı kalesinde gol görerek tamamladı. Bu durum savunma hattının kırmızı alarm seviyesinde olduğunun göstergesidir. Necip’e yeteneğinden fazla görev vermek, ondan bir joker oyuncu yaratmaya çalışmak anlamsız bir çabadan öteye geçemez. Bu sebeple Beşiktaş’ın stoper bölgesine en az iki transfer yapması gerekmektedir.  Adriona’nun kariyeri ortadayken performansı hakkında eleştirel yorumlar yapmak pek mümkün gözükmese de form durumu henüz 90 dakika için yeterli değildi. Bu sebeple pozisyonda formunun üstündeki çabası sakatlanmasına sebep oldu. Ancak Beşiktaş geçen sezonlarda rakiplerinin çok gerisinde kaldığı savunma beklerinde bu sene farkı kapatacak transferler gerçekleştirdi. Orta saha üçlüsüne ise yeni katılan Tolgay, takımdan ayrılan Sosa’yı aratmayacak bir futbol sergiledi. Topu alınca yüzünü rakip yarı sahaya dönebilen ve dikine topla ve pasla kat edebilen Tolgay ilk haftadan takımın en etkili oyuncusuydu. Güçlenmiş fiziği ile Oğuzhan ise özellikle attığı golle Türkiye’de farklılık yaratacak seviyede bir futbolcu olduğunu yine göstermeyi başardı. Henüz kondisyon olarak hazır olmayan Beşiktaş maçın sonlarına doğru yorularak oyundan düşse de pas trafiği ile gol bulmayı başardı. Cenk Türkiye’nin en yetenekli oyuncularından biri ancak Cenk ve Tolgay’ın üzerinde kendilerini ispatlama kaygısı bir pranga gibi asılıyor. Hırsla sonuca yönelik oynama çabaları futbollarını olumsuz yönde etkilerken yaptıkları hatalar sonucunda moral olarak da çöküyorlar. Türk spor kamuoyunun baskıcı tutumunun Semih Şentürk’ü yedek golcü yapıp Guiza’nın bile arkasında beklettiği hatırlanırsa Beşiktaş yönetiminin yanlış hamleleri bu iki futbolcuyu kulübeye hapsedecektir. Biraz cesur olunarak spor medyasında ki futbol katillerinin düşüncelerinin aksine bu çocuklara şans verilmelidir. Beşiktaş’ın bu maçta ki asıl problemli mevkileri ise hücumun iki kanadıydı. Dünya futbolunda çalım atamayan, topla ilerleyemeyen, orta açamayan bir kanat oyuncusunun yeri yoktur. Olcay bu üç özellikten hiçbirine sahip değilken Kartal’ın kanadında kendisine nasıl yer buluyor çözemedim. Bir futbolcuya çok koşuyor diye bu kadar değer verilir mi? Bu kadar tahammül edilir mi? Eğer Anadolu kulübüysen ve hedefin ilk onsa sorunun cevabı evet olabilir ancak. Diğer kanada bakıldığında ise yukarıda sayılan üç özelliğin üçüne de sahip olan ancak bu yeteneklerini ne zaman kullanacağını bilmeyen, tribünlerden ismi haykırıldığında sahada uykuya dalan, sürekli olarak şova yönelik hareketler sergileyen ve her ikili mücadele de kendisini yerde gördüğümüz Quaresma boy gösteriyor. Bu iki oyuncu kanatlarda çok top kaybı yaparak Beşiktaş’ın atak akışını ve hücum sürekliliğini baltalıyorlar. Kartal’ın uçması gereken kanatları transferle tedavi edilerek Şampiyonlar Ligi seviyesine çıkarılmalı.
                Beşiktaş ligin ilk haftasında ligden düşmeye aday Alanyaspor karşısında bol gollü bir galibiyet elde etti ancak bu gollü galibiyet bile Beşiktaş’ın stoper ve kanat mevkilerinde ki eksikliklerini örtmeye yetmedi. Beşiktaş yönetiminin transferin ekonomik yönündeki çabaları Türk futbolu açısından takdir edilesidir ancak bu dakikadan sonra yaşanan gecikmeler Beşiktaş’ a zarar vermeye başlayacaktır ve oluşan zarar transferden elde edilen karla karşılanamayacak derecede büyük olacaktır.