Geçen sezonun şampiyon takımı
Beşiktaş, hücum organizasyonlarının temel oyuncularından Sosa, Gomez ve Gökhan
gibi üç önemli aktörünü kaybederek sezona başladı. Türk futbolunu Dünya
futbolundan ayıran en önemli özelliklerinden bir tanesi kaybedilen oyunculara
karşı alınan tutumdur. Dünya futbolunda ve özellikle futbol ekolü var olan
ülkelerde takımlar, sistemler üzerinden şekil alırlar ve giden oyuncunun
arkasından ağıtlar yakılmaz. Şenol Hoca’nın
verdiği Barcelona örneğinin aksine A. Madrid başarılı olduğu sezonlarda da
oyuncu ihracatını en üst seviyelerde sürdürmeyi başarabilmiş ve bu duruma
rağmen başarısını devamlı hale getirebilmiştir. Demem o ki oyuncular üzerinden
gelen başarının yerine sistem başarısını koymayı hedefleyen Beşiktaş yönetimi
istediği sonucu almaya her gün yaklaşmaktadır.
Maça gelecek
olursak Beşiktaş; Spor Toto Süper Lig’e yeni çıkan rakibi karşısında kendi
seyircisi önünde maça hâkim olarak başladı ve oyunun üstünlüğünü ilk
dakikalardan itibaren eline almayı başardı. Sezonun ilk maçı olması dolayısı
ile henüz tam anlamıyla hazır olmayan Beşiktaş’ın maça bu şekilde başlaması
önemliydi. Zira birinci ligden süper lige yükselen çoğu takımın düştüğü hatayı
tekrarlayarak sayısız transfer yapan ve ahde vefa olsun diye yükselen hocayı
değişmeyen Alanya’nın bu ligde tutunması oldukça zor. Beşiktaş yüzde yüz
favorisi olarak çıktığı maçta sürpriz yaşamadı o kadar. Böyle bir karşılaşmanın
ardından “Şampiyon Kaldığı Yerden” manşetleri demek olayı abartmaktan başka bir
şey olmayacaktır.
Beşiktaş,
bir defa bile tehlikeli hücum girişiminde bulunmayan rakibi karşısında maçı
kalesinde gol görerek tamamladı. Bu durum savunma hattının kırmızı alarm
seviyesinde olduğunun göstergesidir. Necip’e yeteneğinden fazla görev vermek,
ondan bir joker oyuncu yaratmaya çalışmak anlamsız bir çabadan öteye geçemez. Bu
sebeple Beşiktaş’ın stoper bölgesine en az iki transfer yapması
gerekmektedir. Adriona’nun kariyeri ortadayken
performansı hakkında eleştirel yorumlar yapmak pek mümkün gözükmese de form
durumu henüz 90 dakika için yeterli değildi. Bu sebeple pozisyonda formunun
üstündeki çabası sakatlanmasına sebep oldu. Ancak Beşiktaş geçen sezonlarda
rakiplerinin çok gerisinde kaldığı savunma beklerinde bu sene farkı kapatacak
transferler gerçekleştirdi. Orta saha üçlüsüne ise yeni katılan Tolgay,
takımdan ayrılan Sosa’yı aratmayacak bir futbol sergiledi. Topu alınca yüzünü
rakip yarı sahaya dönebilen ve dikine topla ve pasla kat edebilen Tolgay ilk
haftadan takımın en etkili oyuncusuydu. Güçlenmiş fiziği ile Oğuzhan ise
özellikle attığı golle Türkiye’de farklılık yaratacak seviyede bir futbolcu
olduğunu yine göstermeyi başardı. Henüz kondisyon olarak hazır olmayan Beşiktaş
maçın sonlarına doğru yorularak oyundan düşse de pas trafiği ile gol bulmayı
başardı. Cenk Türkiye’nin en yetenekli oyuncularından biri ancak Cenk ve Tolgay’ın
üzerinde kendilerini ispatlama kaygısı bir pranga gibi asılıyor. Hırsla sonuca
yönelik oynama çabaları futbollarını olumsuz yönde etkilerken yaptıkları
hatalar sonucunda moral olarak da çöküyorlar. Türk spor kamuoyunun baskıcı
tutumunun Semih Şentürk’ü yedek golcü yapıp Guiza’nın bile arkasında beklettiği
hatırlanırsa Beşiktaş yönetiminin yanlış hamleleri bu iki futbolcuyu kulübeye
hapsedecektir. Biraz cesur olunarak spor medyasında ki futbol katillerinin
düşüncelerinin aksine bu çocuklara şans verilmelidir. Beşiktaş’ın bu maçta ki
asıl problemli mevkileri ise hücumun iki kanadıydı. Dünya futbolunda çalım
atamayan, topla ilerleyemeyen, orta açamayan bir kanat oyuncusunun yeri yoktur.
Olcay bu üç özellikten hiçbirine sahip değilken Kartal’ın kanadında kendisine
nasıl yer buluyor çözemedim. Bir futbolcuya çok koşuyor diye bu kadar değer
verilir mi? Bu kadar tahammül edilir mi? Eğer Anadolu kulübüysen ve hedefin ilk
onsa sorunun cevabı evet olabilir ancak. Diğer kanada bakıldığında ise yukarıda
sayılan üç özelliğin üçüne de sahip olan ancak bu yeteneklerini ne zaman
kullanacağını bilmeyen, tribünlerden ismi haykırıldığında sahada uykuya dalan, sürekli
olarak şova yönelik hareketler sergileyen ve her ikili mücadele de kendisini
yerde gördüğümüz Quaresma boy gösteriyor. Bu iki oyuncu kanatlarda çok top
kaybı yaparak Beşiktaş’ın atak akışını ve hücum sürekliliğini baltalıyorlar.
Kartal’ın uçması gereken kanatları transferle tedavi edilerek Şampiyonlar Ligi
seviyesine çıkarılmalı.
Beşiktaş
ligin ilk haftasında ligden düşmeye aday Alanyaspor karşısında bol gollü bir
galibiyet elde etti ancak bu gollü galibiyet bile Beşiktaş’ın stoper ve kanat
mevkilerinde ki eksikliklerini örtmeye yetmedi. Beşiktaş yönetiminin transferin
ekonomik yönündeki çabaları Türk futbolu açısından takdir edilesidir ancak bu
dakikadan sonra yaşanan gecikmeler Beşiktaş’ a zarar vermeye başlayacaktır ve
oluşan zarar transferden elde edilen karla karşılanamayacak derecede büyük
olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder